Perihan USTA

Yönetim Danışmanı & Eğitim Bilimci Araştırmacı Yazar,Baş Denetçi

TÜSİAD’dan “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” Raporu

TÜSİAD’dan “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” Raporu 19 Ekim2021

Gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye’yi yeni bir anlayışla “insani gelişme ve yetkinleşme”, “bilim, teknoloji ve inovasyon”, “kurum ve kurallar” unsurlarında atacağımız eş zamanlı adımlarla inşa edebiliriz.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı 19 Ekim Salı günü gerçekleştirildi. Toplantıda TÜSİAD’ın 50. Yılı projesi olarak hazırladığı, Türkiye’nin geleceğinin inşasında benimseyeceği yeni kalkınma anlayışı için bir yol haritası önerisi içeren “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa: İnsan, Bilim, Kurumlar” adlı çalışma tanıtıldı. Yaklaşık iki yıl yürütülen yoğun çalışma çerçevesinde uzun vadeli bir perspektif ile hazırlanan rapor kapsamlı analizler ve öneriler içeriyor. Çalışmada aşağıdaki görüşlere yer verildi:

“Günümüzde refahın asıl belirleyicisi ne yer altı kaynakları ne fiziksel sermaye ne de vasıfsız işgücüdür. Yer altı kaynaklarına dayanarak zenginleşmiş ülkeler bulunmakla birlikte gelişmiş ülke olmak için bu yeterli değildir. Günümüzde refahın en önemli belirleyicisi maddi olmayan kaynaklardır. Gelişmiş ülkelerde kalkınmanın olmazsa olmaz üç temel unsuru:1. İnsani gelişme ve yetkinleşme 2. Bilim, teknoloji ve inovasyon  3. Siyasal, ekonomik, toplumsal kurumlar ve kurallardır.Bu çalışmada sunduğumuz yeni anlayış; geleceğimizi “insani gelişme ve yetkinleşme”de, “bilim, teknoloji ve inovasyon”da ve “kurum ve kurallar”da sağlanacak gelişmeyle inşa etmeye dayanmaktadır.Bu çalışmada yer verdiğimiz 105 ülkeyi kapsayan ekonometrik analize göre; bu üç unsurdaki konumumuzu OECD ortalamasına çıkarmak için gereken adımları atarsak, 20 yıl içinde kişi başı millî gelirimizi USD bazında mevcut seviyesinin 3 katından fazla olan 30 bin USD seviyesine yükseltebileceğiz. Bu alanlarda mevcut eğilimin devam etmesi hâlinde ise ancak 14 bin USD seviyesine ulaşabileceğiz.

Bu üç unsurda atılacak adımlar ile varmayı hedeflediğimiz;

1. Ekonomik istikrara, öngörülebilir yatırım ortamına, düşük enflasyona ve güçlü makro ekonomik dengelere sahip, istihdam yaratan, sürdürülebilir büyümeyle kişi başı geliri yüksek, gelişmiş bir Türkiye,

2. Uluslararası alanda diplomasi ve iş birliğiyle rol model olan, AB entegrasyonu başta olmak üzere Batı dünyası ile ilişkilerini güçlendiren, uluslararası hukuka ve sözleşmelere bağlı, saygın bir Türkiye,

3. Gelir adaletini tesis eden, bölgesel farklılıkları gideren, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan, dil, din, mezhep, ırk, köken ayrımı olmadan herkesin eşit ve özgür yaşadığı, toplumda hiçbir kesimi kalkınma sürecinde geride bırakmayan, adil bir Türkiye,

4. Ekosistemin dengesini gözeten, karbon nötr kalkınmayı başaran, gelecek kuşaklara yeşil ekonomik dönüşümü içselleştirmiş bir yönetişim sistemi sunan, çevreci bir Türkiye’dir.

Gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye’yi yeni bir anlayışla “insani gelişme ve yetkinleşme”, “bilim, teknoloji ve inovasyon”, “kurum ve kurallar” unsurlarında atacağımız eş zamanlı ve eş güdümlü adımlarla inşa edebiliriz.

“İnsani gelişme ve yetkinleşme” unsuru ile ilgili öneriler:

1. Bölgelere, sosyo ekonomik özelliklere ve cinsiyetlere dayalı farklılıkları giderecek, eğitimin tüm kademelerinde kaliteyi yükseltmeye odaklanacak ve öğretmenlerin gelişimini ve güçlenmesini destekleyecek şekilde, eğitime ayrılan kaynakların artırılması ve bu kaynakların daha etkin kullanılması,

2. Eğitim müfredatının özgür, yaratıcı, eleştirel düşünebilen bireyler yetiştirecek biçimde yeniden düzenlenerek, 21. yüzyılın gerektirdiği üst düzey bilişsel, sosyal ve duygusal becerilerin kazandırılması,

3. Yeni yüzyılın insan yetkinliği ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek için yönetişim modelinin tüm eğitim kademelerinde daha fazla yetki ve özerklik doğrultusunda geliştirilmesi,

4. İş piyasasında kaybolan ve gelişen işleri dikkate alacak şekilde, yirmi birinci yüzyıl becerilerinin kazandırılması amacıyla kamu, eğitim ve iş dünyası iş birlikleriyle mesleki eğitim ve yaşam boyu öğrenme programlarının tasarlanması,

5. Erken çocukluk eğitiminin zorunlu hale getirilmesi, Suriyeli ve diğer göçmen çocukların eğitime entegrasyonunun sağlanması ve çocuk işçiliğinin tamamen önüne geçilmesi,

6. Kadınların iş gücü piyasasına katılımı ve istihdamda sürekliliği için iş ve özel yaşam uyumunu destekleyici mekanizmaların en yaygın şekilde sağlanması,

7. İşgücü piyasasında dijital dönüşümle gelişen yeni çalışma biçimlerine çalışanların uyumu kapsamında gereken dijital beceri eğitim programlarının ve uzaktan çalışma yönteminin gerektirdiği teknolojik altyapının sağlanması; etkili bir sosyal diyalog mekanizması ile çalışan haklarını ve esnekliği güvence altına alan bir yasal çerçeve geliştirilmesi,

8. Engellilere yönelik istihdam fırsatlarını artırmak üzere yetkinlik geliştirici programların yanı sıra iş yerlerinin engellilere uygun hale getirilmesini sağlayacak destek mekanizmalarının kurgulanması,

9. Kayıt dışı ile mücadele ve başta madencilik ve inşaat sektörleri olmak üzere çalışanlar için fiziksel iş ortamının güvenliği ile ilgili düzenlemelerin daha kapsamlı hale getirilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi,

10. Kaliteli sağlık hizmetlerinin tüm bölgelerde herkes için erişilebilir olmasının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, hastane kapasitesi, doktor ve hemşire sayısının yükseltilmesi, kişi başı sağlık harcamalarının artırılması, sağlıklı ve aktif yaşlanma alanında gerekli planlamaların yapılması.

“Bilim, teknoloji ve inovasyon” unsuru ile ilgili öneriler:

1. KOBİ’lerin verimliliğini artırabilmek, finansmana ve küresel ticaret ağlarına erişimini kolaylaştırmak için bütünsel bir program tasarlanması ve ilgili kamu kuruluşları, özel sektör şirketleri ve sivil toplum kuruluşları gibi birçok paydaşın bir araya getirilerek uygulanması,

2. Eğitim sisteminin bilim ve teknolojiyi geliştirecek olan donanımlı, özgür ve yaratıcı düşünen araştırmacıların yetişmesine uygun hale getirilmesi;üniversite yönetişim modelinin bilimsel özgürlüğü, özerkliği ve hesap verebilirliği garanti edecek biçimde geliştirilmesi,

3. Nitelikli bilimsel araştırma ve inovasyon çalışmalarına ayrılan kaynakların, başta bilişim alanında olmak üzere özel sektör Ar-Ge harcamalarının artırılması ve bu kaynakların etkin kullanılması,

4. Teşviklerin karmaşık yapısının basitleştirilerek etkinliğinin artırılması ve verilen desteklerin Ar-Ge’nin ürünleştirmeye, ticarileştirmeye, markalaştırmaya, ürün sofistikasyonuna yansımasının sağlanması,

5. Sanayi politikası ile bilim ve teknoloji politikaları arasındaki ilişkinin kurulması, bu çerçevede üniversite-sanayi-kamu işbirliklerinin en etkin şekilde geliştirilmesi,

6. Bilimsel araştırma ve inovasyon çalışmalarında dijital ekonomi ve yeşil ekonomi alanlarında ulusal kapasitenin geliştirilmesine yoğunlaşılması,

7. Dijital dönüşümü hızlandırmak için altyapının geliştirilmesi, dijital okuryazarlığın toplumun tüm kesimlerine kazandırılması, dijital dönüşümün en önemli itici gücü konumunda olan yazılım sektörünün gelişmesi için mevcut mevzuat ve desteklerin sektörün özgün yapısına uyumlandırılması,

8. İnternete erişim konusunda özgürlükçü bir yaklaşım benimsenirken kişisel verilerin gizliliği ve güvenlik konusunda önlemler alınması,

9. Akıllı şehirler hedefi doğrultusunda veri iletim altyapısının güçlendirilmesi, özel sektör, kamu ve Ar-Ge merkezleri arasındaki işbirliklerinin en etkin şekilde geliştirilmesi,

10. Girişimci dostu düzenleyici bir çerçeve geliştirilmesi, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve derinleştirilmesi, yenilikçi girişimcilerin desteklenmesi; teknoloji geliştirme ve üretme süreçlerinde ana sanayi, yardımcı sanayi, üniversiteler, danışmanlık şirketleri, KOBİ’ler, girişimler ve diğer paydaşlar arasında etkin koordinasyonun sağlanması.

“Kurumlar ve kurallar” unsuru ile ilgili öneriler:

1. Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı için devletin tüm işlemlerinde hukukla bağlı ve yargısal denetime tabi olması, bireylere her düzeyde etkin hak arama imkânının tam anlamıyla sağlanması,

2. Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin güçlendirilmesi; bütün bireyler için hak ve özgürlüklerin AİHS standartlarında geliştirilmesi, siyasette ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret söylemleri ile mücadele edilmesi,

3. Kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi, bunun için denge ve denetleme mekanizmalarıyla yargısal denetimin etkin kılınması, şeffaf, hesap verebilir,

daha az merkeziyetçi ve etkin bir kamu yönetimi anlayışının yerleşik hale getirilmesi,

4. Dış politikada kazanımların pazarlıklarla belirlendiği yaklaşım yerine ilkeler ve kurallara dayalı bir yaklaşımın esas alınması; iş birliği ve kurallara dayalı küresel sistemin mevcut aksaklıklarının giderilmesi ve güçlendirilmesi için çalışan ülkelerle beraber hareket edilmesi; uluslararası hukuka bağlılığın korunması, AB entegrasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi,

5. Sürdürülebilir büyüme sürecinin başlayabilmesi için makroekonomik istikrarın sağlanması; bunun için piyasa ekonomisinin kurum ve kurallarının güçlendirilmesi ve Merkez Bankasının bağımsızlığının tartışma dışı kalacak biçimde tesis edilerek fiyat istikrarının sağlanması,

6. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için düzenleme hazırlıklarında katılımcılığın ve düzenleme kalitesinin geliştirilmesi, denetleyici ve düzenleyici kurumların özerkliğinin artırılması; yatırım stratejisini yeni teknolojileri ve sürdürülebilir kalkınmayı dikkate alarak oluşturmak için kamu ile özel sektör iş birliği içerisinde çalışılması,

7. Yoksullukla mücadele ve farklı düzlemlerdeki gelir adaletsizliğini azaltmak için vergi politikalarının gözden geçirilmesi, ayni ve nakdi transferlerin sosyal amaçlarla da ilişkilendirilerek uygulanması,

8. Nitelikli insan gücü, sağlık, altyapı, teknoloji, temiz çevre, kültür, sanat ve spor olanakları vb. imkânların bölgeler arası dağılımının dengeli hale getirilmesi; bölgesel kalkınma stratejilerinin tüm paydaşları sürece dahil edecek katılımcı istişare mekanizmaları ile belirlenmesi ve bölgesel kalkınmayla ilgili konularda yerelin yetki alanının genişletilmesi,

9. Kadınların ekonomik, siyasi, toplumsal yaşama ve yönetim kademelerine eşit katılımını sağlayacak kurumsal mekanizmaların hızla harekete geçirilmesi, kadın girişimciliğinin finansal kaynaklara erişim dahil olmak üzere desteklenmesi; kadına karşı şiddetin önlenmesinde en önemli hukuksal dayanaklardan biri olan İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulanmaya kararlılıkla devam edilmesi,

10. İklim değişikliği konusunda; Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumlu, bilimsel temelli, etki analizleri üzerine inşa edilen, politikalar arası tutarlılığı ve bütüncüllüğü sağlayan, sektörel yeşil dönüşüm hedeflerini destekleyen, enerjinin yeşil dönüşümünü ve döngüsel ekonomiyi içselleştiren, 2050 yılına yönelik karbon-nötr olma hedefi belirleyen “yeşil ekonomi yol haritası”nın tüm tarafların katılımıyla hazırlanması ve kararlı uygulamayı sinerji içinde gerçekleştirecek kurumsal yapının oluşturulması.”

SÜRDÜRÜLEBİLİR YATIRIMLAR

ESG-SÜRDÜRÜLEBİLİR  YATIRIMLAR, EKONOMİLERİ YAPISAL OLARAK DEĞİŞTİRECEK!
Bugünün iş dünyası karmaşıklıktan, yoğun bir rekabetten yorgun, yorgun ama, sürdürülebilirliğini, tüm iş boyutlarındaki risklerini minimize ederek yoluna devam etmek zorunda.
Yakın bir gelecekte, sürdürülebilir yatırımların, ekonomileri yapısal olarak değiştireceği aşikar.
Sürdürülebilirlik, kapsamı itibarı ile her 3 boyutta bulundukları  “ Çevresel, Sosyal ve Yönetişim
(Environmental, Social & Governance-ESG)” şirkete, topluma ve çevreye yarar sağlar.
Sürdürülebilir bir iş modeli, müşteri için değer yaratarak rekabet avantajı sağlar, şirketin ve toplumun sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunur.
Bugünün iş dünyasında işletmeler varlıklarını sürdürebilir kılmak için içinde yaşadıkları toplum ve çevreye yarar sağlamak zorundalar.
Dünya Ekonomik Formu ‘’AJANDA 2030’’ gözden geçirmekte ayda var.
Bu kapsamda, yatırım danışmanlarının ve müşterilerinin yanıtlanması gereken en önemli  sorular nelerdir?
Sürdürülebilir Yatırımla İlgili İlk Beş Soru
1. Müşterim için hangi tür sürdürülebilir yatırım doğru?
Sürdürülebilir yatırımı tanımlamak için kullanılan terimleri gözden geçirelim:
Sürdürülebilir yatırım: Tipik olarak her türlü sürdürülebilir, etki ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) entegrasyon yaklaşımlarını ifade eden bir şemsiye terim
Etki yatırımı: Ölçülebilir sosyal veya çevresel faydalar sağlayan bir tür yatırım yaklaşımı.
Sosyal açıdan sorumlu yatırım (SRI): Bir yatırımcının etik, dini veya kişisel değerleriyle uyumlu olan ve olumsuz çevresel veya sosyal sonuçları aktif olarak azaltan bir yatırım yaklaşımı
ESG(Environmental, Social and Governance) Entegrasyonu: Yatırım yaklaşımı aracılığıyla uzun vadeli risk ayarlı getirileri artırmak için önemli çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini dikkate alır
İklim yatırımı: İklim riskine maruz kalmayı azaltmayı, düşük karbonlu yatırım fırsatlarını belirlemeyi veya portföyleri “net sıfır” iklim hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi amaçlar
Sürdürülebilir ortamın temel terimlerini bilmek, danışmanların müşteri hedeflerini, hedeflerini ve inançlarını daha doğru bir şekilde ele almasını sağlar.
2. Müşterilerle ESG hakkında nasıl konuşabilirim?
Müşterileri neyin motive ettiğini sorarak konuşmanıza başlayın.
Tipik olarak, motivasyonlar üç temel hedeften birine girer:
ESG faktörleri riske göre ayarlanmış getirilerimi artırabilir mi?
Yatırımlarım ile toplum üzerinde olumlu bir etki yaratabilir miyim?
Yatırımlarım etik, politik veya dini inançlarımla tutarlı mı?
Müşteri öncelikleri finansal getirileri, etkileri, değerleri veya bunların bir kombinasyonunu içerebilir. Bunlar oluşturulduktan sonra, yatırımcılar, hedefleriyle daha güçlü bir şekilde uyumlu olan fon ve yatırım araçları evreninden seçim yapabilirler.
3. ESG verileri nedir ve neden önemlidir?
ESG odaklı stratejilerin merkezinde veriler vardır.Şirketlerin ESG analizi gelecek stratejisini belirlemede önem taşır.
4. Çevresel riskler neden daha önemli hale geliyor?
Yükselen küresel sıcaklıklar ve ekolojik bozulmalar insanlık için yakın riskler oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, gelecekteki diğer riskler şunları içerebilir:
Hissedar değerinin aşınması, engellenen proje teklifleri, düzenlemelere uygunluk maliyetleri ve daha yüksek borçlanma maliyetleri.
Buna karşılık olarak, Paris Anlaşması ile uyumlu olarak net sıfır emisyon elde etmeye yönelik ulusal, kurumsal ve yatırımcı taahhütleri çoğaldı.Bu, yatırımların risk-getiri profilini nasıl etkiler?

5. Bir portföyde ESG’nin dikkate alınması düşük performansa yol açar mı?
Dikkatimizi ESG ile ilgili en acil sorulardan biri olan performansa çevirelim.
Güçlü ESG profillerine sahip şirketler, AAA veya AA MSCI ESG derecelendirmesine sahiptir, bu da en önemli ESG risklerini ve fırsatlarını yönetmede sektörlerine liderlik ettikleri anlamına gelir. Araştırmalar, daha iyi ESG derecelendirmelerine sahip şirketlerin geçmişte ortalama olarak daha güçlü performans, daha yüksek temettü ödemeleri ve daha güçlü kazanç istikrarı sergilediğini gösteriyor.
Ayrıca aşağıdaki nitelikleri de gösterdiler:Daha düşük sermaye maliyeti, Sistemik riske daha az maruz kalma, Daha düşük volatilite, Daha yüksek karlılık    Kayn:V.Capitalist

10 İnovasyon Türü

Organizasyonunuzda Yenilikleri Gerçekleştirmek için kullanabileceğiniz 10 İnovasyon Türü;Şirketlerin uzun vadeli rekabet gücünü ilgilendiren en önemli konulardan biri olan inovasyon ve inovasyon yönetimi kuruluşlar için çok önemli. Organizasyonunuzda Yenilikleri Gerçekleştirmek için 10 tür inovasyona daha taktiksel bir bakış açısıyla nasıl yaklaşılabileceğini özetlemek için Doblin Firmasının sunduğu infografi rehber olarak kullanılabilir. Karmaşık sorunları çözmeye odaklanmış küresel bir inovasyon firması olan Doblin, inovasyon alanında yapmış olduğu araştırmaların sonucunu   infografide  10 İNOVASYON TÜRÜ olarak sergiledi. İnovasyonlar  10 farklı boyut aralığında kategorize edilerek elde edilen stratejik çerçeve, rekabet analizi, ürün zayıflıkları için stres testi yapmak veya ürünlere ait yeni fırsatlar bulmak için kullanılabilir.Doblin, Deloitte ait bir firmadır.

# Innovation Type Description
1. Profit Model; How you make money
2. Network; Connections with others to create value
3. Structure ;Alignment of your talent and assets
4. Process; Signature of superior methods for doing your work
5. Product Performance; Distinguishing features and functionality
6. Product System; Complementary products and services
7. Service; Support and enhancements that surround your offerings
8. Channel; How your offerings are delivered to customers and users
9. Brand; Representation of your offerings and business
10. Customer Engagement ;Distinctive interactions you foster

İnovasyon tipleri 3 ana kategoride toplanabilir.
1-Innovation Types #1-4: “Configuration”
Doblin’e göre, ilk dört tür inovasyon, şirketin konfigürasyonu ve “perde arkasında” gerçekleşen tüm işler etrafında merkezleniyor.Bu kategorideki inovasyon türleri doğrudan müşteriye dönük olmasa da, aşağıdaki örneklerde görebileceğiniz gibi, yine de müşteri deneyimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.

 

McDonald’s örneğinde, Egg McMuffin’in piyasaya sürülmesine yol açan franchise sahibi görüşü, şirketin şu anda gelirlerin% 25’ini oluşturan kahvaltı sunumunun tamamına öncülük etti. Kahvaltı aynı zamanda şirketin en karlı bölümüdür.

 

2- Innovation Types #5-6: “Offering”
Çoğu insan inovasyonu düşündüğünde, akla gelen teklif kategorisidir.
Ürün performansında iyileştirmeler yapmak, gözlemlenebilir  ancak zor bir yenilik türüdür ve teknik yeniliğe yönelik derinlemesine kökleşmiş bir şirket kültürü eşlik etmediği sürece, bu tür ilerlemeler rekabete karşı yalnızca geçici bir avantaj yaratabilir.

3- Innovation Types #7-10: “Experience”
Bu tür yenilikler, en çok müşteriyle yüz yüze olanlardır, ancak bu aynı zamanda onları en çok yoruma tabi kılar,deneyimdeki yeniliklerin tümü müşterilerin ellerinde denenir. Bu nedenle, bu fikirlerin yaygınlaştırılması için yoğun özen gerekmektedir.

 

 

 

#inovationtypes #configuration #brand @Doblin @Deloitte
Kaynaklar; İnnolytics.AG,İnnovation, Idea to Value,Capitalist, By J.Desjardins

Zamanın Ruhu ve Yeni Dünya

ZAMANIN RUHUNU, YENİ DÜNYAYI VE DEF PLANLARINI OKUMAK

Dünya Ekonomik Forumu, dünyayı şekillendirecek 8 büyük maddeyi nasıl uygulayacak?
Bunun için DEF arşivi bir videodan tarihi gerçekleri izleyelim.
DEF Kurucusu Prof.Klaus Schwab 2020 yılı Mayıs ayında, Davos’ta kürsüye çıktı, Büyük Reset’i tanıtarak Prens Charles’ı kürsüye davet etti.
Kürsüye çıkan Prens Charles; Büyük Reset çağrısında bulunarak pandemi döneminde bu resete neden ihtiyaç duyulduğunu anlattı.
Ekim ayı sonu ekranlara çıkan Kanada Başbakanı Justin Trudeau “Pandemi bize reset (sıfırdan başlama) için fırsat sundu, yeni bir ekonomik sistemi kurma çabalarımız bunun için bir fırsattır,  Ajanda 2030,Sürdürülebilir Gelişimler ve SDG için gayret sarf edeceğiz’’ dedi.
Kısaca, pandeminin bu proje için, biçilmiş bir kaftan olduğunu söyledi.
(SDG- Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri; yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için evrensel eylem çağrısıdır.Birleşmiş Milletlerin karşımıza koyduğu bir program.Türkiye Tarım Bakanlığı, Gates Vakfı ile birlikte bu protokole imza atmıştır.)
Ve geçtiğimiz hafta, Prens Charles kraliyet you tube kanalında pandeminin insanlığa fırsat sunduğundan, ekonomiyi resetliyeceklerinden bahseder.
Şimdi, Dünya Ekonomik Formu ‘’AJANDA 2030’’ video’sundan özetleyebildiğim maddeler;
Video 2016 yılında yayınlanmış.
1-Hiç birşeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız.
Ne isterseniz kiralayacaksınız ve bunlar size dronlarla teslim edilecek.
Bu ne demek?
Dünya  üzerinde özel mülküyetin kalkması anlamına geliyor.
Dünya Küresel Sosyalizme götürülüyor.
Peki, insanlar herşeyi ‘’KİMDEN’’ kiralayacak?
Yanıt belli değil mi,onların organize ettiği küresel şirketlerden.
2-Videoda diğer önemli bahislerden biri de, ’’ABD’nin dünyanın süper gücü olmayacağı,başka ülkelerinde egemen olacağı.’’
Bu video sahnesinde seyrettiğiniz üzere bazı ülkelerin bayrakları var ve Türkiye’nin de bayrağı var.
Sanırım, öngördükleri ‘Küresel Politikalara’,SDG(Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri) Programına dahil , DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)ile işbirliğinde olan  ülkeleri açıklıyor.
(DSÖ Trump yönetiminde ABD’den kovulmuştu.)
2030 yılında tüm bu çalışmalar dünyada bitmiş olacak.
3-Organ veya donör beklerken ölmeyeceksiniz.Organ nakil edilmeyecek,3D Print ile organik dokular kullanılarak yenileri yapılacak.
4-Çok daha az et yiyeceksiniz,bu sizin tercihiniz olacak.Çevre ve sağlığınız için.
Doğaya zarar vermeyen ,iklim ile barışık üretim sistemleri olacak.(Büyük Reset’te bu sistemler yapılandırılmış zaten.)
Büyük  baş hayvanları çok fazla sera gazı ürettiği için, iklime zararlı,sağlığa zararlı..vs…
Bunun yerine alternatif protein kaynakları olacak.
5-İklim değişikliği yüzünden 1 Milyar insan göç edecek.Mültecileri iyilikle karşılamak ve onları entegre etmek için gayret göstermeliyiz.
Dünya nufusu şu anda 7.8 milyar.Bir milyar insanın göç etmesi ne demek?
Anlaşılan dünya demografik yapısı değiştirilecek.
Çok büyük bir iklim anomalisi,sel,felaketler olmalı ki bu bir milyar insan göç etsin.
Demek ki pandemi bu tür olayların yanında basit kalacak.
6-Çevreyi kirletenler yani fabrikalar CO(Karbonmonoksit) vergisi ödeyecek.
Karbonun küresel bir bedeli olacak.Bu yüzden fosil yakıtlar tarihe karışacak.
Yürürlüğe konulan ‘The GreenNew Deal ‘ (GND- Yeşil Yeni Anlaşma) iklim krizinin nasıl çözüleceğine dair çözümleri içermektedir.
Peki bu projeler nasıl gerçekleşecek?
100 Trilyon dolarlık projeler bunlar ve bu projelerle dünya yeniden şekillendirilecek.
Böyle bir para yok, şu anda ABD Merkez Bankası baz parası bile 6 trilyon dolar iken nasıl olacak?
Merkez bankaları daha fazla para basmaya devam edecek ve 2021yılında bu olaylara şahit olacağız.
7-Mars’a  gitmek için hazırlanabilirsiniz.
Bilim adamları sizleri uzayda sağlıklı tutmanın yolunu bulmuş olacak.
Uzayda yaşamı bulma yolculuğu başlıyor mu?
8-Batılı değerler kırılma noktasına gelinceye kadar test edilmiş olacak.
Demokrasinin temelini oluşturan kuvvetler ayrılığı ilkesi unutulmamalı.
Demek ki otokrat rejimler yükselecek, zaten pandemi  bu değişimlere gerekli zemini hazırlıyor.
Şu anda yaşadığımız hayatlar…
Değişim dayatılıyor,değişime zorlanan dünya insanları,maske takma zorunluluğu,sokağa çıkma yasakları,değişen çalışma koşulları,yeni iş modelleri  ile zaten değişimde.
Dünyada özgürlükler kısıtlandırılıyor,ekonomiler çökertiliyor.
Dünya hükümetleri borçlandırılarak bu değişimin içine çekiliyor,plan adım adım ilerliyor ne yazık ki.
Gerçekleri bilelim.

Kayn;Great Reset , Ajanda2030 ,TheGreen New Deal, DünyaEkonomikForm , BBC, Hamza Yardımcıoğlu

The Econimist;2021’de izlenecek 10 trend

The Economist 2020 kapağında, ÖNÜMÜZDEKİ YIL İZLENECEK 10 TREND ve makaleleri ile anlatımı, sizlere özetlemeye çalıştım.9.şıktaki analiz bana aittir.
TRENDLER
1-Covid 19 aşı üzerindeki savaşlar,dağıtımı,aşıya ulaşımı ve aşının getireceği zorluklar
2-Karışık bir ekonomik iyileşme
3-Yeni Dünya Düzensizliğinin yamanması
4-Daha fazla ABD-ÇİN gerilimi
5-Ön plana çıkan şirketler;Tik Tok ve Huawei. Bu şirketlerin jeopolitik bir tehdit haline gelmesi
6-Teknolojiye uyum
Aşı ve hayatın online şekilde süreceği
Video konferans ve online öğrenme, online ticaretin nasıl büyüdüğünü, teknolojinin  hayatımıza hızlı ve ciddi bir şekilde büyüyerek girdiğini anlatıyor.
7-Dünya üzerindeki fiziki seyahatlerin nasıl azaldığı, turistik anlamda seyahatlerin zorunlu azalışa geçmesi ve ÜZERİNDE DOLAŞILAMAYAN BİR DÜNYA– SEYAHATSİZ BİR DÜNYA….
8-İklim değişikliği ile ilgili gelişmeler ve fırsat;Pandeminin bu alanda bir fırsat olarak görülmesi.The Green New Deal;Yeşil Yeni Anlaşma ön planda olacak. 2021’de iklim sorunu pandeminin önüne geçecek ve 2022’de gıda krizi ve kıtlık sorunu başlayacak..
9-The year of Deja vu;2021 Deja vu yılı
Dünya ekonomisi 2020 Mart ayından itibaren etkileri giderek artan bir kriz yaşadı, her şey iptal oldu, 2021 de bu kriz devam edecek veya ettirilecek.
Ancak tecrübelerimizle, fiziksel, zihinsel ve duygusal yanıtlarımızın artık çok farklı olduğunu hissederek yaşayacağımız,YENİ BİR İNSAN’a dönüştüğümüze şahit olacağımız bir yıl olacağı muhakkak.
İnsanlığın uyanışı hızlanacak.
KENDİN içini Değişime kucakla…
YENİ bir insan olduğunu kabul et…
Daha çok kalp merkezli olduğunu kabul et…
Uyanış ile KENDİNİZİ DAHA YÜKSEK titreşimli deneyimlere hizalamak için farklı seçimler yapma fırsatına sahip olacaksınız, hayatınızda değişiklikler yapmakla ilgili fırsatlara odaklanın, çünkü
SEVGİ  içermeyen her şey çürümeye yüz tutacak.
Yeni Dünya vizyonu sevgi odaklı ve şimdi SEVGİ ile uyum sağlama zamanı.
10-Diğer riskler için UYA NIŞ ÇAĞRISI
Covid 19 için uygulanan tedavilerde yoğun antibiyotik kullanımı ve antibiyotik direncinin oluşması
Nükleer terör..vs..
Ekonomist böyle bir resim koyuyor önümüze.

Değişim ve Küresel ruh sağlığı

Dünyanın değişimi ve ‘Küresel ruh sağlığı’

Bu konuya geniş bir perspektiften bakabilmek için, öncelikle aşağıdaki soruları gözden geçirmekte fayda var.

Pandemi sonrasında, ’’Dünya Neoliberalizm’den uzaklaşmalı mı’’?

Dünyayı daha adil bir yer haline getirebilmek için neler yapmalı?

Küresel Ekonominin modası geçmiş yönleriyle yüzleşmek..,

İşletmeler sadece kendi kar marjlarını değil, dünyanın da durumunu iyileştirmek için çalışmalar yapması…,

Şirketler Hissedar Kapitalizmi’ni, ‘Dünyanın Durumunu İyileştirme’ yönünde geliştirmesi…, gibi konularla yüzleşirken

‘Küresel ruh sağlığı’da önemle ele alınmalı.

Salgının psikolojik etkileri göz önüne alınarak ‘Küresel ruh sağlığını’ iyileştirici yönde ciddi çalışmalar acilen yapılmalı,

Zira zihinsel sağlık her şeyden önemli…

Bu dönemde zihinsel sağlık için bazı önemli tedbirler;

Zihnin yaratıcı potansiyeli ile yaşama yön vermek,

Bunun için dış kaosun iç huzur alanını manipüle etmesine izin vermemek,

Kaosu zihne etiketlememek, daima zihni endişe ve belirsizliklerden arındırmak.

Özellikle bu dönemde, hayatınızda direnç yaratan sorunlar oluşturmayın ki acı çekmeyin, böyle bir zihniyetiniz varsa değiştirin, ‘Ben böyle istiyorum, Böyle olmalı’ zihniyetinden vazgeçmek.

Zihnin bütünlüğünü parçalamaya çalışan, algıyı yöneten negatif şartlı sistemlerden uzak durmak,

Zihni kaosa ipotek ettirmemek,

Ve en önemlisi ‘Kurban Zihniyet’inin tuzağına düşmemek.(Zihin sağlığı konusundaki tedbirler ayrı bir makale konusu.)

Küresel dünya analizine Dünya Ekonomik Forum’un kurucusu Klaus Schwab’ın söylemiyle devam edelim,videoyu izleyerek;

‘’Pandemi sonrasında dünya Neoliberalizm’den mutlaka uzaklaşmalıdır’’diyerek  piyasada oluşan ‘’Yeni Olağanüstü Büyük Küresel Tekeller’’e dikkat çekiyor.
Schwab, serbest piyasa köktenciliğinin, işçi haklarının ve ekonomik emniyetin erozyona uğramasına, kuralların ortadan kaldırılmasına yol açtığını belirtiyor.
Şimdilerde, Covid 19 küremizi sarsarken bazı kutsal fikirleri yeniden gözden geçirmemizin vakti geldiğini söyleyen Klaus Schwab;
İkinci Dünya Savaşını takip eden on yıllarda, yoksulluğu ortadan kaldırma, çocuk ölümlerini azaltma, yaşam sürecinin uzatma, okur-yazar oranlarının arttırma konularında, Dünyamız fevkalade büyük aşamalar kat etmiştir.  Kapitalizm, serbest ticaret ve uluslar arası dayanışma bu gibi değişikliklerin yapılabilmesinin itici gücü olmuştur ve bu fikirler hem savunulmalı hem de korunmalıdır. Buna ek olarak Endüstri4.0 ve Dijital Teknoloji konularına odaklanmaya da devam etmeliyiz. Bu son teknolojik gelişmeler bize aşılar, yeni tedavi yöntemleri ve PPE(Personal Protective Equipment) gibi enstrümanlar vererek krizleri karşılamamıza yardım sağlamışlardır.
Fakat, küresel ekonominin modası geçmiş yönleriyle de yüzleşmeliyiz.  Bunlardan en başlıcası serbest piyasayı, finansal kural serbestisi ve mali kemer sıkma konularını destekleyen neoliberal ideolojidir.  “Kapital” kelimesiyle neyi ifade etmek istediğimizi tekrar düşünmeliyiz; parasal yönün yanı sıra, çevreci, sosyal ve insani yönlerini de kurcalamalıyız.  Günümüzün tüketicisi sadece daha kaliteli mal ve servisin daha ucuz olmasının yanı sıra şirketlerin insanlığın ortak iyiliğine de katılmasını bekliyor. Yepyeni bir yaklaşım için böyle bir talep oluşmuştur. Bu da işletmelerin sadece kendi kar marjlarını değil de dünyanın durumunu iyileştirmek için çalışmalarını önemseyen Hissedar Kapitalizmidir.
Sizler, dünyayı daha adil bir yer haline getirebilmek için neler yapmamız gerektiğini düşünürdünüz?’’

Evet,hepimizin bu soruya verilecek cevabı hazır olmalı, özellikle şirketlerin, liderlerin, başkanların, her bir bireyin….
Dünyada dev bir arınma ile gelen değişim hızla yol alıyor.
Zorbalık ve birçok seviyede büyük huzursuzluk, öfke… terörizm… izolasyon… baskı… yalanlar…Bu gerçekleri görüyoruz ve yaşıyoruz maalesef .
Ancak  bu düşük titreşimli gerçekliğin ötesinde, güzel ve muhteşem gerçeklerin olduğunu da göz ardı etmemeliyiz.
Tüm dünyada, ‘Şefkat… Sevgi…Anlayış’ gibi duygular hızla büyüyerek, ‘kollektif bilinç alanı’nı güçlendiriyor.
Unutulmamalı ki, geleceği sürdürülebilir kılacak olan bugün sahip olduğumuz, ‘Şefkat, Sevgi ve Anlayış’ gibi insani duygulardır, siyasi oyunlar değil.

Sonsuzluk projesi;Neurolink

Neurolink implantını taktırmak istermiydiniz?

NEUROLINK insan beyni ile bilgisayar arasında bağlantı projesidir.
Peki Neuralink teknolojisi nasıl çalışıyor?
Neuralink, insan beyni ile bilgisayar arasında yüksek hızlı iletişim sağlayan bir ara yüz gerçekleştirme projesidir.
Yıkıcı bir  teknolojiye sahip  Neuralink cihazı sadece tıp alanında değil  felsefi alanda da  oldukça ileri tartışmalar yaratacaktır.
Beyin çipinin özellikleri
Teknik özelliklerini ve hangi yönde geliştirileceğini şöyle özetleyebiliriz:
Kafatasına yerleştirilecek çip, sadece 23 mm çapa ve 8 mm kalınlığa sahip. Yeni versiyonları daha küçük ve daha kapsamlı olması bekleniyor. Haliyle şu an hazır olanlar da güncellenecek şekilde yapılacak.
Bataryası 1 gün boyunca yetecek. Kablosuz şarj imkanı var. Bataryanın daha uzun ömürlü olması için çalışılıyor.
Aşağıdaki beyin dokusuna bağlanan ve elektriksel potansiyelleri okuyabilen veya beyni hafif elektriksel uyarılarla uyarabilen 1024 çok ince elektrot vardır. Var olan teknolojilerden daha yüksek hız vadediyor.
Elektrotların beyne ulaşan kabloları saç tellerinden ince. Daha hızlı iletişim sağlayan ve çok daha uzun yıllar dayanacak materyaller üzerinde çalışılıyor. Özellikle bu alanda uzmanlar demo etkinliğinde açıkça Neuralink’te çalışmaya davet edildi.
Sıcaklık, basınç gibi verileri ölçebiliyor. İleride farklı özellikleri de ölçmesi düşünülüyor.
Bluetooth ile çalışıyor. Toplumda çok Bluetooth kullanıldığı için, onlarla karışmamak için daha hızlı bağlantı sağlayacak bir frekansta çalışması öngörülüyor. Bunun yanı sıra ileride diğer dijital cihazlarla karışmaması için farklı bir ağ bağlantısı üzerinde çalıştıklarını açıkladılar. Uzun vadede hiçbir şeyin gerçekten hacklenmeden kalmayacağı deneyimi açısından gerçekten güven verici değil. Bir beyin implantını akıllı telefon aracılığıyla internete bağlamak özellikle iyi bir fikir değil.
Seri üretime geçilip tüketiciye sunulması hedefleniyor. Neuralink çipi bu haliyle çok pahalı ancak test süreçleri bitip piyasaya sürülünceye kadar birkaç bin dolar fiyata inebileceği öngörülüyor.
Bir lazer göz ameliyatı kadar kolay, sadece dakikalar içerisinde uygulanıyor. Bir saatte operasyon anestezi uygulanmadan bitecek ve aynı gün yürüyerek evine gidebilecek.
Cihaz, internete bağlanabilen her türlü elektronik aletin beyin sinyalleri, yani düşünceler ile kontrol edilmesini sağlıyor. Elon Musk, “Fitbit” diyerek ürünü giyilebilir akıllı cihaza benzetti. Yani kolunuza taktığınız akıllı saat gibi.
Neuralink, 2017’de Elon Musk ve 8 bilim insanı ile başladı. Şu an 100 bilim insanı çalışıyor şirkette. Ürün piyasaya çıkışında 10 bin civarında istihdam sağlayacağı öngörülüyor. Bu tanıtımda nöroloji, malzeme bilimi, bilgisayar, yazılım ve tasarım alanlarında herkese kapılarının açık olduğu açıklandı. Ancak ilk yola çıkılan 8 bilim insanından şu an sadece 2’si şirkette çalışmaya devam ediyor. Ayrılanlar bu alanda kendi işlerini mi kuracaklar, çalışma temposuna mı dayanamadılar yoksa sisteme karşı mı çıktılar?
Sonsuzluğu oluşturma hedefi gerçekleşecek mi?
İnsanın süper zeka bir yüklenme ile ilahi bir niteliğe erişmesi mümkün mü? İnsana bilinç ve ruh nakli ile sonsuzluğu oluşturma hedefi, felsefi ve dini tartışmaları daha yüksek açılımlara çekecek niteliktedir. 21.Yüzyılda bilinç ve ruh alanındaki çalışmalar, her gün daha ileri düzeyde bilimsel keşiflerle ilerlemektedir.

Sonsuzluğu oluşturma hedefi Neurolink Projesi, aslında doğuştan sahip olduğumuz ”Dijital Ruh”un yeniden keşif projelerinden sadece bir modülünün keşfidir.

Yeni Dünya Düzeni

Blokchain tabanlı Yapay Zeka Toplumu
Dünya insanları bir virüs ile Mart 2020 den beri ,3 aydır eve kapatıldı,diğer bir deyişle insanlar laboratuvara alındı.  Pandemi bir ön çalışma,alıştırma projesi, kurgulanmış bir üst akıl projesi.
Tüm dünya bir nevi kontrollü kaos dönemi yaşıyor.
2020 yılı bu anlamda kırılma yılı oldu.
Kurgulanan şey; Uygulamalara insanların sosyolojik,psikolojik,fizyolojik,biyolojik tepkilerin gözlemlenmesi.
Sağlıklı yaşayabilme,hayatta kalma,aileyi koruma,ekonomik geçim, iş,gelecek korkusu vs.. karşısında tepkiler…
Korku tüm zihinleri esir aldı,insanlar konfor alanlarını sorgusuz sualsiz terk etti.
Sonuçta fazla bir şey düşünmesi istenmeyen insanlar topluluğu oluşturmak.
Sizin  yerinize biz düşünüyoruz der gibi.
21.Yüzyılda insanın sahip olduğu  zihin, sonsuz  potansiyellerini harekete geçirmesi gerekirken,boşluk duygusu ,birincil ihtiyaçları temin etme ve sağlıklı hayatta kalabilme düşünceleri ile yoğruluyor.
Sağlıklı bir yaşam için AŞI  PROJESİ ve aşı içinde insanların biyometrik çiplerle kontrole alınması hedefte.
Vucuda aşı şeklinde enjekte edilecek ‘Nano Çip;Nano Robot’ programlanabilir tozlar, DNA’ya yanaşıp bilgileri alacak ve yapay zekaya aktaracak.(Bill Gates Vakfı bu çalışmaları yapıyor.)
“Nano teknolojiyle üretilen mikro çipler insan yaşamını tabi ki çok kolaylaştıracak. Bu çalışmaların en önemlisi de  nano robot ilaçlar olacak, özellikle kanser hastaları için. Ancak teknoloji doğru kullanıldığı müddetçe insan a yarar sağlayacaktır.
Proje, Bağışıklık Pasaportu ile iş hayatına dönüşü tasarlıyor.
Herkesin bir dijital kimliği olacak.
Çin şu anda modelleme yapıyor ve tüm dünyaya bu model dayatılacak.
Amaç; Blokchain tabanlı Yapay Zeka Toplumu; Robotik Toplum; Dijital Toplum,
Gözetlenebilir Toplum, vs..
Nesnelerin interneti;Dijital, Biyolojik ve Fiziksel platformların birbirine bağlanması, veri aktarımı, Big Data analizi.
İnsanlar biyometrik çip ile nesnelerin internetine bağlanacak, hafıza aktarımları, nakilleri  yapılacak, şu anda çalışmalar gerçekleştirilmiş bile.

DNA’ya kayıtlar,DNA’ya veri depolaması…
İnsan beyni ile iletişim kuran bilgisayarlar,makinalar….
Bio bilgisayarlar,Hibrit İnsan , biorobot..vs..
Ve Transhumanizm…Teknoloji ile güçlendirilmiş insan; Arttırılmış İnsanlık 2.0
Teknik olarak yaradılışa müdahale söz konusu.
Böylece yaratılmış insanın şifresini çözmeye çalışacaklar.
İnsanlığın gerçekliği değiştirilecek.
Ve 2045 yılına dek bu süreç tamamlanacak,yani tarih yeniden yazılıyor.

Yapmamız gerekenler
1-Zihnini sen yönet,kimsenin ipotek koymasına izin verme,doğru bilgiyi bul,aklını doğru kullan.
2-Dolayısıyle sağlığına sahip çık.
3-Gıda ve tarıma sahip çık
3-Bilgi ile ilerle,Bilgi Toplumu ol; Teknolojik farkındalık,Bilimsel Farkındalık yüksek olmak zorunda.

Türkiye Sigarayla Savaş Derneği / TSSD  içinde yürüttüğümüz faaliyetler kapsamında  bu değişimin faaliyetlerimize getireceği yenilikler nedir diye incelersek;
Tüm bu değişimin içinde, insanın sigara ile olan ilişkisi ve zararlarından korunması hakkında tüm bilgilerimizi sentezleyip, önemli mesajları motto haline  getirmek.
İnteraktif toplantılar ile insanların duygularına dokunmak.
‘’Pandemi&Güçlü Bağışıklık’’ için sigaranın ölümcül etkilerini devamlı gündemde tutmak.
Teknolojik değişim ile DNA’ya yüklenecek bilgiler, sigara bağımlılığını yok edecektir.
Teknoloji bu bağlamda müthiş kolaylık sağlayacaktır.

ŞİRKETİNİZİ KURTARMAK İÇİN VİRÜS GİBİ DAVRANMAK

Şirket Stratejisi; Krizin ilk günü aynı zamanda kriz sonrasının ilk günü olmalı
Doğru bir zamanda dünyayı kasıp kavuran #Coronavirus salgınını nokta atışı pazarlama stratejisi ile ele alan Uğur Candan’dan Dört Dörtlük LİDERLİK röportajı.
Tebrikler Uğur Candan…. Managing Director – #SAPTurkey

‘‘Bu salgın bize göstermiş oldu ki krizler kurum yapıları içerisindeki değişimi ve dönüşümü hızlandırıyor. Artık rotamız dijitale döndü. Krizden çıkışın ana formülü de orada.
İş dünyasında şu an bir şok dalgası yaşanıyor. Şirketler adeta bir turnusol asit testinden geçiyor.
Bu testin sonucunda hayatta kalacaklar ve kalamayacaklar belli olacak. Kurumların altyapısı sağlamsa koronavirüs gibi bir şok dalgası nereden gelirse gelsin kurumlar ona karşı hazır olabilir.”
TÜRKİYE TURNUSOL TESTİNDEN GEÇECEK ÇÜNKÜ BİZ İDMANLIYIZ
Bu krizde Türkiye’nin bir şansı var. Dünyada bu tarz şok etkisi yaratan olaylar, 8-9 yılda bir yaşanırken Türkiye’de çok daha sık yaşanıyor.
Türkiye’deki kurumların bu şokları yönetebilme ve gerekli enstrümanlara sahip olma noktasında dünyadaki firmalara kıyasla daha hazırlıklı olduğunu düşünüyorum.
KORKMAYIN PAZAR ÖNCE  DARALACAK, SONRA BÜYÜYECEK
Koronavirüs salgını nedeniyle şu an şirketlerde bir şok dalgası yaşanıyor, bu şok dalgasının ardından pazarın daraldığı, sonrasında yeniden güçlü bir ivme ile genişlediği bir dönem olacak. Burada önemli olan güvenli liman olabilmektir.
‘ÖNCE KRİZ BİTSİN’ DİYEN YARIŞI ŞİMDİDEN KAYBETTİ
Bizim anlayışımız şu: ‘Krizin ilk günü aynı zamanda kriz sonrasının ilk günüdür’. Daha o gün kriz sonrası için yola koyulmak gerekir. Adım atmak için ‘Krizin bitmesini bekleyelim’ diyen şirketler rakiplerinin yarışta öne geçtiğini görecek. Büyümek için harekete geçmeyi kriz sonrasına bırakmamak gerekiyor.
ŞİRKETİNİZİ KURTARMAK İÇİN VİRÜS GİBİ DAVRANMAYI ÖĞRENİN
Bu krizi atlatmak için virüsten ve onunla mücadeleden almamız gereken ders var. Şirketlerin ‘Algıla-öğren-önlemini al’ stratejisini izlemesi gerekiyor. Tıpkı vücudumuz gibi. Vücudumuz virüsle karşılaştığında onu algılar, öğrenir ve önlemini alır. Vücudumuzun direnci ne kadar güçlüyse virüsten de o kadar hızlı kurtuluruz. Şirketler de krizlere bu şekilde hazırlıklı olmalı, antikor yaratmalı, dirençlerini güçlü tutmalı.
İLK HEDEF ÇALIŞANIN ÜZERINDEKI ŞOKU ALMAK
Şok dalgasının etkisini ilk etapta çalışanların üzerinden almak gerekiyor. Çünkü çalışan yoksa iş olmaz, iş olmazsa müşteri olmaz, müşteri olmazsa vatandaşa dokunan ürün veya hizmet olmaz. ‘Çalışanlarımız önceliğimizdir’ yaklaşımı da aslında budur.
İşte bu nedenle ‘Qualtrics’in Remote Work Pulse’ (uzaktan çalışma modeli) çözümümüzü çalışanlarıyla kesintisiz ve güvenilir ilişki kurmak isteyen tüm firmalar için de ücretsiz kullanıma açtık.
ŞUNA HAZIR OLALIM: KRİZLE GELEN ŞEYLER GİTMEYECEK
Herkes kendini bu krizde gelen bazı yeni davranışların kalıcı olacağına hazırlamalı. Mesela kriz e-ticareti patlatacak. E-ticaret sektörü 2018 yılında, yüzde 42 büyüme ile 59.9 milyar liralık hacme ulaştı. 2014-2018 yılları arasında sektörün ortalama yıllık büyüme hızı ise yüzde 33 oldu.
Dünyadaki toplam e-ticaret payı yüzde 10 seviyesinde iken Türkiye’de 2018 itibarıyla e-ticaretin toplam perakende içindeki payı yüzde 5.3 seviyesinde bulunuyor.
KPMG Türkiye’ye göre kriz sonrasında online alışverişlerde yüzde 70’e varan artışlar yaşanıyor.
Bir örnek vereyim. Bu süreçte CarrefourSa’nın toplam online trafiğinde yüzde 100 artış oldu, bu trafiğin yüzde 80’i mobil uygulamalardan geliyor. Mobil uygulamalarının indirme oranı ise 5 katına çıktı.
Yani şimdiden söyleyeyim, e-ticaret artık hiçbir zaman yüzde 5 seviyesine inmeyecek.
‘BULUT’A GEÇEN ŞİRKETLER KRİZ SONRASINDA AVANTAJLI OLACAK
“Bulut sistemi, şirketlere çeviklik ve hızın yanında, esnek çalışma modellerine geçişi kolaylaştırıyor. O nedenle ‘Bulut’a geçen şirketler şu anda avantajlı konumdalar.
HIZLI BALIK: BİR HASTANEYE YARIM SAATTE 300 YATAK BULDUK
Salgında en önemli şey hızlı hareket edebilmek. Bu sadece tıbbi müdahalede değil. Her alanda, tedarikte, teslimatta, üretimde hızlı olmak.
Yine krizden bir örnek vereyim. Yeni kurulacak hastanelere anında yatak-çarşaf bulmak da sorun.
Her yer kapalı. Bizim #AribaDiscovery diye bir programımız var. Bu bir tür streaming platformu. Bütün dünyadaki üreticiler ürünlerini stream ediyor, siz de buradan buluyorsunuz. Amerika’da bir hastanenin 500 yatak ihtiyacını 30 dakika içinde bu platformumuz üzerinden karşıladık.

Röportaj #ErtuğrulÖzkök; #HürriyetGazetesi; https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/7-1lik-macla-baslayan-bir-korona-hikayesi-41492009

Noah Harari;Koronavirüs&Dünya

Dünya koronavirüs salgınıyla mücadele ediyor… “Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens”, “Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi” kitaplarıyla küresel çapta tanınan Yuval Noah Harari, koronavirüsten sonra nasıl bir dünya olacak sorusuna yanıt arayan bir analiz kaleme aldı. Harari, Financial Times’te yayımlanan analizinde, “Bu fırtına geçecek. Ama şimdi yaptığımız seçimler önümüzdeki yıllarda yaşayacağımız hayatı değiştirebilir” diyor.
İnsanoğlu küresel bir krizle yüz yüze. Belki de bizim kuşağın en büyük krizi. Önümüzdeki birkaç hafta içinde insanların ve hükümetlerin alacağı kararlar ileriki yıllar için dünyayı biçimlendirecektir. Yalnızca sağlık sistemlerimizi değil ekonomi, politika ve kültürümüzü de şekillendirecekler. Hızlı ve kararlı davranmalıyız. Eylemlerimizin uzun vadeli sonuçlarını da hesaba katmalıyız. Alternatifler arasından seçim yaparken yalnızca yakın tehdidi nasıl aşacağımızı değil ama fırtına geçtikten sonra nasıl bir dünyada yaşayacağımızı da kendimize sormalıyız. Evet, fırtına geçecek, insanlık hayatta kalacak, pek çoğumuz hala yaşıyor olacak –ama farklı bir dünyada olacağız.
Kısa vadeli önlemlerin büyük bölümü hayatın demirbaşı haline gelecek. Acil durumların özelliği budur. Tarihsel süreçleri hızlı-ileri-sarmaya alırlar. Normal zamanlarda yıllarca üzerinde düşünülebilecek olan kararlar saatler içinde alınır. Hiçbir şey yapmama riski daha büyük olduğu için olgunlaşmamış ve hatta tehlikeli teknolojiler hizmete sokulur. Tüm ülkeler, büyük ölçekli sosyal deneylerde kobay görevi görür. Herkes evden çalıştığında ve yalnızca uzaktan iletişim kurulduğunda ne olur? Tüm okullar ve üniversiteler çevrimiçi çalıştığında ne olur? Normal zamanlarda hükümetler, işletmeler ve eğitim kurulları böyle deneyler yapmayı asla kabul etmezdi. Ama bunlar normal zamanlar değil.
Bu kriz döneminde, özellikle önemli iki seçimle karşı karşıyayız. İlki, totaliter gözetim ile vatandaşın güçlendirilmesi arasında. İkincisi ise ulusalcı tecrit ve küresel dayanışma arasında.
Deri-altı gözetim
Salgını durdurmak için nüfusun tamamının belli kurallara uyması gerekir. Bunu başarmanın iki yolu vardır. Hükümet için bu yöntemlerden biri insanları izlemek ve kurallara uymayanları cezalandırmaktır. Tarihte ilk kez bugün, teknoloji herkesi sürekli olarak izlemeyi mümkün kılıyor.
Çok sayıda hükümet, koronavirüs salgınıyla mücadelesinde yeni gözetleme araçları kullanmaya başladı bile. Bunlardan en dikkat çekici olanı Çin. Çinli yetkililer, insanların akıllı telefonlarını yakından izleyerek, yüz milyonlarca yüz tanıma kamerası kullanarak ve de insanları vücut ısılarını ve tıbbi durumlarını kontrol ve rapor etmeye zorlayarak yalnızca şüpheli koronavirüs taşıyıcılarını teşhis etmekle kalmadılar ama aynı zamanda onların hareketlerini izleyebildiler ve temas ettikleri kişileri tanımlayabildiler. Çeşitli mobil uygulamalar, insanları enfekte hastalara yaklaştıkları konusunda uyardı.
Sabun Polisi
Aslında, insanlardan sağlık ile özel hayat arasında seçim yapmalarını istemek sorunun ta kendisidir.
Örneğin, ellerinizi sabunla yıkamayı ele alalım. Bu her zaman insan hijyenindeki en büyük kazanımlardan biri olmuştur. Bu basit işlem her yıl milyonlarca hayat kurtarır. Biz onu bu kadar kanıksamışken, bilim insanları elleri sabunla yıkamanın önemini yalnızca 19 yüzyılda keşfetti. Öncesinde, doktorlar ve hemşireler bile ellerini yıkamadan bir ameliyattan diğerine geçiyordu. Bugün milyarlarca insan sabun polisinden korktukları için değil gerçeği anladıkları için her gün ellerini yıkıyor. Ellerimi sabunla yıkarım çünkü virüsler ve bakterileri duydum, bu minik organizmaların hastalığa neden olduğunu anladım ve sabunun onları yok edebileceğini biliyorum.
Ama bu düzeyde uyum ve işbirliği oluşturmak için güven duygusuna ihtiyacınız var.

Küresel bir plana ihtiyacımız var
Bizi bekleyen ikinci önemli seçim ulusalcı tecrit ile küresel dayanışma arasındadır. Hem salgın hem de ondan kaynaklanan ekonomik kriz küresel sorunlardır. Etkin biçimde çözülmeleri yalnızca küresel işbirliğiyle mümkündür.
İlk ve öncelikli olarak, virüsü yenmek için küresel bilgi paylaşımına ihtiyacımız var. Bu, insanların virüsler karşısındaki en büyük avantajıdır. Çin’deki bir koronavirüs ile BD’deki bir koronavirüs insanlara hastalık bulaştırma konusunda ipuçları değiş-tokuş edemez. Ama Çin, koronavirüs ve onunla başa çıkmanın yolları hakkında BD’e çok değerli dersler verebilir. Bir İtalyan doktorun sabah erken saatlerde Milan’da keşfettiği şey akşam saatlerinde Tahran’da pek çok hayat kurtarabilir. BK hükümeti çeşitli politikalar arasında kararsız kaldığında, bir ay önce aynı ikilemi yaşamış olan Korelilerden tavsiye alabilir. Ama bunun olabilmesi için bir küresel işbirliği ve güven ruhuna ihtiyacımız var.
Ülkeler açıkça bilgi paylaşma ve alçakgönüllükle tavsiye isteme konusunda istekli olmalı ve aldıkları veri ve bilgilere güvenebilmelidir.
İnsanlığın bir seçim yapması gerekir. Kopukluk rotasında mı ilerleyeceğiz yoksa küresel dayanışma yolunu mu benimseyeceğiz? Kopukluğu seçersek bu yalnızca krizleri uzatmakla kalmayacak ama olasılıkla gelecekte daha büyük felaketlerle sonuçlanacak. Küresel dayanışmayı seçersek bu yalnızca koronavirüs karşısında değil ama 21. yüzyılda insanoğluna saldırabilecek tüm salgınlar ve krizler karşısında da bir zafer olacak.

Yazının tamamı; https://www.a3haber.com/2020/03/22/dunyaca-unlu-tarihci-yuval-noah-harari-yazdi-koronavirusten-sonra-dunya-nasil-olacak/?fbclid=IwAR2e3snx_z1omYWqM8pawLM2iaPdLjvsjjvwgovzv1dds3dmcSLR4wrdBYw Çeviri:Ayşen Tekşen Kaynak;Financial Times,https://www.a3haber.com

« Older posts

© 2021 Perihan USTA

Theme by Anders NorenUp ↑