Perihan USTA

Yönetim Danışmanı & Eğitim Bilimci Araştırmacı Yazar,Baş Denetçi

Author: admin (page 5 of 13)

ZİHİN MÜHENDİSLİĞİ-Basın Röportajı

1AZihin,bedene kumanda eden, hayatı tanımlandırmanızı sağlayan sistemdir. Beyin de dahil olmak üzere vücuttaki tüm organlar dışında farklı bir enerji ve düzen olarak karşımıza çıkan zihin, ömrümüz boyunca açma kapama düğmesi olmayan bir makine gibi. Zihninize hakim olabildiğinizde çok başarılı ve mutlu bir hayatın kapıları aralanabilirken; başkaları tarafından yönetildiğinde bir anlamda, farkında olmadan yaşama devam ettiğiniz bir robota dönüşebiliyorsunuz.

Türkiye’de bu gerçekleri yıllar önce araştırmaya başlayan ve yurtdışı deneyimlerini Türkiye’ye aktaran başarılı iş kadını ve yönetici Perihan Usta, Kadıköy Life Dergisi’ne iddialı açıklamalarda bulundu. IBM kurucuları Susan ve Vic Hall tarafından Stress Management Uzmanı ( Stres Yöneticisi) olarak yetiştirilen Usta’nın ilaç, boru, çimento, ağır sanayi ve danışmanlık sektöründe 32 yıllık profesyonel çalışmaları ve üstdüzey yöneticiliği, önemli kazanımları da beraberinde getirdi. Günümüzde Yönetim-Eğitim Danışmanı, Yaşam Koçluğu, Baş Denetçi ve Araştırmacı-Yazar ünvanlarıyla yürüttüğü çalışmaların geniş kitleler tarafından takip edildiği Perihan Usta’nın 1993 yılında yayınladığı “Verimlilik ve Verimlilik Arttırıcı Teknikler” kitabının ardından başucu eseri olarak hazırlanan “Zihin Mühendisliği” adlı kitabı, çok konuşulanlar arasında yerini alacak.

Röportajın tamamı aşağıdaki linkte.Görüntüliyemiyorsanız web sitesi link bölümünden de ulaşabilirsiniz. http://www.kadikoylife.com/PERIHAN_USTAY_DINLEYIN_ZIHNINIZI_KEFEDIN/8207

2016 YILI ZİHİN MÜHENDİSLİĞİ KONFERANSLARI

BROŞÜR-ZİHİNGittikçe karmaşık hale gelen dünya düzeninde geleceğin iş gücü ciddi bir tehdit altında.
Çünkü eski zihin yapısı yok artık.
Yeni Dünyanın 3 odağı, “ Yeni Normal, Yeni Denge ve Yeni Zihin ” olarak ifade edilmekte.
Bu demektir ki, “Yeni dünya performansın”da yer alabilmek için “Yeni Zihin” yapısını kurmak zorundayız.
Zihin var oluşun belgesi olup, dünyayı bizler için anlamlı kılmaktadır.
O halde “İnsanın saklı evreni olan zihni” çok iyi tanımamız, işleyiş kurallarını bilmemiz gerekir.
Beyin bir organ, zihin ise bu organın içinde inşa edilen bir sistem.
Teknolojik tabirle “Beyin hardware, zihin ise software.
İnsanın düşünce üreten merkezi olan zihin bedene kumanda eder.
Diğer bir deyişle yaşamımıza kumanda eden, 24 saat hiç durmadan ve ölüme kadar durmak nedir bilmeden çalışan bir makine olan zihnin, açma kapama düğmesi de yoktur.
Hiç kimse şartlandırılmış, işlenmiş bir zihinle dünyaya gelmez ama dayatılmış ve yazılmış bir “Zihinsel programla” farkında olmadan yaşama devam eder.
Zihnin doğasına yerleşen ve geçerlilik tarihi olan bu yazılımın artık değişim zamanıdır.
Niteliksel bir iş gücü ve niteliksel bir yaşam için bu yazılımın update edilmesi gerekir.
Şu ana kadar şirketler maliyetleriyle, kaliteleriyle, organizasyon ve sermayeleriyle ilgili her tür değişimi, ayakta kalabilmek, karlılık ve rekabet adına gerçekleştirdiler.
Ancak halen istenilen performans seviyesine ulaşmış değiller.
Çünkü unuttukları veya atladıklar bir şey var; Gerçek değişim zihinde başlar.
Şirketler sorunlarını kaynakta çözebilmek adına “Bilinç Çağı” olarak adlandırılan bu çağ “Zihinsel Değişim”i şart koşar.
Şirketler bu değişimi, “üstün rekabet gücünü arttırabilmek, şirketlerine değer katmak, kurumsal performans ve karlılığı yükseltmek, niteliksel dönüşümü sağlayabilmek” adına gerçekleştirmek zorunda.
“Zihin Mühendisliği” bu değişimin yol haritasını ve teknikleri sizlerle paylaşarak, “21.yüzyılın başarılı şirketler” kategorisinde yer almanızı hedefleyen bir YAŞAM PROGRAMIDIR.

21.Yüzyıl insan kaynaklarını yönetebilmek!

21.Yüzyıl insanına dair en gözde sözcükler DAVOS’a da damgasını vurdu.
“KARMAŞA , KARMAŞIKLIK, BELİRSİZLİK”.
Karmaşıklık önce insanların zihninde başlar.Zihin karmaşıklığı çözülmediği müddetçe belirsizliğe yol açar.
Çıkış arayıp bulmakta zorlanan 21.yüzyıl insanı, gittikçe tükenmekte.
Tükendikçe beraberinde ki her şeyi ya tüketiyor ya da batırıyor.
Bu yüzden, “Karmaşık Zihinler” küresel ekonomiyi çok, ama çok etkiliyor.
Sanki sözleşmişler,zihin gibi küresel ekonomi de tıkanıyor.
Tesadüf değil, asla…
Aslında tıkanan ekonomiden önce, insan da ki bedene kumanda eden sistem olan “zihin”.
Kurban edilmiş zihinler, hipnotize zihinler ve psikolojisi parçalanmış bireyler, toplumlar.vs..
Bilimsel veriler, araştırmalar kanıtlamıştır ki “Bireysellik değil kolektif davranışlar” topyekun kalkınma modellerini destekler, huzuru olağan kılar.
Doğuda, batıda veya dünyanın herhangi bir yerinde ki felaket ve ölümler, tüm insanlığa olumsuzluk olarak geri dönen bir sermaye oluşturur. Gelir sermayesi değil tabi ki,”Tükenmişlik sermayesi”.

Sizce iş hayatında neden “yetenek ve beceri sıkıntısı çekiliyor”.
Ruhu şad olsun Sn.Mustafa Koç, Davos Zirvesi için hazırladığı konuşma metninde, bu konudan önemle bahsetmişti.
Gittikçe refah ve huzur dolu bir dünya yaratma güçleri olan ve yüksek bilgi ile donanmış “İnsanlar Topluluğu , CEO’lar, Liderler,Yönetici”sayısı artarken, ne gariptir ki karmaşık düzenler azalacağına gittikçe artıyor, “küresel ekonomi ve küresel nüfus” daha dengesiz hale geliyor.
Bu dengesizliğin sebepleri çok ama hepsini de insanoğlu kararlarıyla yaratıyor.
Çin ekonomisi eski gücünü kaybediyor, Petro fiyatları düşüyor, Dünya Merkez Bankası faizleri yükseltiyor,dünya mülteci krizi ile çalkalanıyor, Ortadoğu çakalların istilasında, insanlar öldürülüyor ve bu yüzden Ortadoğu bir yanardağ misali tüm dünyayı etkileyecek lav püskürtmek zorunda kalıyor.
Sonuçta “DENGESİZLİK &ZİHİN” bir ikili oluşturmuş, dünyayı bir beşik gibi sallıyor.
Peki çözüm nerede?
Çözüm sende, bende, bizde, bizi biz yapan zihinlerde.
Ama” Fare Modeli” çalışmayan zihinlerde.
Bütünün hayrına odaklanan zihinlerde, kollektif zihinlerde.
Sevgili insanoğlu unutma ki “Her hücrenin sırrı bütünde saklıdır”.
Dünyanın bir ucundaki uygunsuzluk, felaket ve savaş, suya düşen taşın oluşturduğu dalga misali yayılıyor,yayılıyor ve seni de çembere alıyor, BİLESİN ÇEMBERDESİN.  Zihnini kim Yönetiyor?

Yeşil Ambalaj Fabrikası

3Yeşil Ambalaj Fabrikası Gn.Md.Ercüment Tamer ve Yönetim Kur.Başk.Engin Yeşil tarafından 30 Kasım 2015  tarihinde “Yönetim Sistemleri, Organizasyon, İnsan Kaynakları Eğitimi ve İSO 9000” konuları kapsamında toplantı yapmak üzere Diyarbakır’a davet edildim.Gn.Md.Ercüment Bey’in profesyonel yönetim becerileri ile bölgenin ekonomik kalkınma ve istihdamına katkıda bulunacak tesis, 2016 yılının ilk çeyreğinde üretime geçecek.

BÜTÜNSEL BEDEN DENEYİMİ

Bütünsel beden deneyimi gerçekleşiyor..
Standart insan doğası için olağandışı farklı olan şeyler çalışmaya başlıyor.
Anneler, siz de bunu özenle takip etmeye çalışın.
Bilimsel çalışmalar, DNA’nın % 90’nın “bilgi – bir kitapçık – genler için kontrol paneli” olduğunu anlıyor.
Ama genlere bilgiyi nasıl verdiği hala bir gizem.
DNA’nın % 90’ı bilgi almaya hazır.
Gerçek şu ki, DNA daha fazla bilgileniyor, bazıları “etkinleşiyor”.
DNA’nız önce bilgiyi alacak ve değişecek. Bu genetikleri etkileyecek.
Anneler bunu önce alacak,çocuklarına aktaracak.
Yapabileceğiniz en iyi şey çocuğa mutlak gerçeği söylemektir.
Onların antenlerin sizinkinden 10 kat uzundur.(2 yıl önce Cadde Bostan Kültür Merkezinde “Zihnin Dengeli Kullanımı” konferansında bu konuyu önemle anlatmaya çalışmıştım.)
Çocukların İçgüdüleri yüksektir ve daha iyi çalışır.
Yani Bu daha iyi çalışan DNA demektir.
DNA’nız bilgi ve kalıplar ile doludur. Kalıplar yaşam modelleri ve paradigmalarıdır. Bu kalıpların çoğu, tam olmayan sahip olduğunuz kalıplardır. Bilgiyi doğru kullanarak, kalıbınızı değiştirebilir, daha aydınlanabilirsiniz. Bunu onaylamalar ve bilinç değişimi ile yapabilirsiniz.
21. yüzyılın dünyasında, insanlar arasında bazı farklılıklar göze çarpacak özellikle, “Şefkatli olanlar ve olmayanlar ” hızla görünür olacak.Unutmayın,şefkat sizi sevginin evrimleşmiş haline yönlendirecek.
Zaten gerçek olan da bu’dur.
Kaynak:Saffet Güler ile birlikte

6. BÜYÜK KİTLESEL YOK OLUŞUN İÇERİSİNDEYİZ!

İNSANLARIN DA VARLIĞINI TEHDİT EDEN KİTLESEL BİR YOK OLUŞUN İÇERİSİNE GİRMEKTEYİZ!

Halen bindiğimiz dalı kesmeye devam ediyoruz, ne zaman uyanacağız bu gafletten.
Stanford Woods Enstitüsü Biyoloji ve Ppülasyon Araştırmaları Profesörü Paul Ehrlich’in yaptığı araştırmaların sonucunda, soyu tehdit altında olan türleri, popülasyonları ve yaşam alanlarını hızla koruma altına almamız gerektiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor:
“Araştırma, geride hiçbir şüphe bırakmaksızın altıncı büyük kitlesel yok oluşun başladığını gösteriyor.”
Bilim insanları arasında, en son 66 milyon yıl önce dinozorların yok oluşu sırasında gördüğümüzle paralel yok oluş oranlarının olduğu konusunda geniş bir fikir birliği bulunuyor. Science Advances dergisinde yayınlanan yeni araştırmaya göre, aşırı tutucu tahminlerle bile türlerin yok olma hızının, kitlesel yok oluşlar arasındaki durgun dönemlerdeki oranlardan 100 kata kadar fazla olduğunu gösteriyor!
Bu “normal” oranlara “ARKAPLAN ORANI” adı veriliyor.
Meksika Bağımsız Üniversitesi’nden Gerardo Ceballos ise şöyle söylüyor:
“Eğer bu gidişata izin verirsek, yaşamın kendi kendini tamir etmesi milyonlarca yıl alacaktır. Muhtemelen bu sürecin daha başlarındayken kendi türümüz de yok olacaktır.”
Türler, hızla yok oluyor!
Bunun nedenleri:
Hızla çoğalan insan nüfusu,
Kişi başına düşen devasa tüketim oranları,
Ekonomik eşitsizlik dolayısıyla değişen veya yok edilen doğal yaşam alanları…

Doğaya yaptığımız bütün etkilerin arasında şunlar göze çarpıyor:
• Tarım için arazilerin açılması, ağaç kesimi ve yerleşik yaşam
• İşgalci türlerin ait olmadıkları yaşam alanlarına taşınması
• İklim değişimi ve okyanus asitlenmesine neden olan karbon salımları
• Ekosistemleri zehirleyen toksik maddelerin kullanımı

Ehrlich’in üzerinde önemle durduğu ekosistem denge bozulmasına değinerek ,”Dünya’nın dört bir yanında, ‘yaşayan ölüler’ olarak tanımlayabileceğimiz çok sayıda tür bulunduğunu” ifade ediyor.
Türler yok oldukça, kritik ekosistem dengeleri de bozuluyor.
Örneğin arıların tarım ürünlerini tozlaştırması veya sulak alanların suları temizlemesi gibi…
Çözüm:
Ekonomik kar amacıyla aşırı yıkımın ve yaşam alanı kayıplarının durdurulması
İklim değişikliğinin önüne geçilmesi. Kaynak:Phys.org

CEO’lar ne duymak ister?

Slovenyalı sosyal bilimci Renata Salecl’den bir anekdot, bu soruya en uygun cevabı veriyor gibi.

İş dünyasında yaşadığımız deneyimlerde aynı yönde. Renata Salecl, çok büyük bir şirketin CEO ve üst düzey yöneticilerine bir konuşma yapmaya çağrılmış.

Toplantıyı düzenleyen yönetim Salecl’e şu tembihte bulunmuş,”mutlaka iyimser konuşma yapmanız gerekir, çünkü katılımcılar olumsuz bir şey duymak istemiyor.” Resim1

Fotoğraftaki yorum ise çözümün farklı yönde geliştiğine işaret ediyor. Ne dersiniz?

4.Sanayi Devrimi

Ey sevgili ülkem Türkiye, 4.Sanayi Devrimi geliyor
Bu treni lütfen kaçırma…..
Ekonomik hayatı şekillendirecek olan 4.Sanayi Devrimi, Endüstri 4.0, sanayideki mevcut üretim anlayışının ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte yeniden şekillenmesi anlamına geliyor. Bu yeni üretim biçimi ve anlayışını ise, sadece bir teknoloji ile açıklamak mümkün değil.
Siber-Fiziksel Sistemler (üretim sürecindeki türlü araç ve gerece entegre edilmiş, sensör ve işleticilerle donanmış, internet bağlantılı akıllı elektronik sistemler),
Nesnelerin İnterneti ve Big Data gibi birçok farklı kavram ve uygulamaların üretim sistemlerine ve tüm değer zincirine eklenmesiyle ortaya çıkan yeni bir anlayış.
Endüstri 4.0 devamlı bir dijitalizasyon ve sonuç olarak da ekonomideki tüm üretim birimlerin birbirleriyle bağlanmasını öngörüyor.
Bugün başta ALmanya ve ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin gündeminde yoğun bir şekilde yer alan Endüstri 4.0 ile fiziksel parça, araç ve makinelerin internet üzerinden birbirleriyle iletişimde olmaları söz konusu olacak. Bu sayede örneğin “tam zamanında” lojistik hizmetlerinin çok daha verimli çalışabilmesi veya makine arızalarının önlenebilmesi sağlanabilecek. Bütün bu değişimler ile birlikte üretimdeki atıl zamanın azaltılması ve sonuç olarak kaynakların daha verimli kullanılması mümkün kılınabilecek.

Endüstri 4.0 neden önemli?

-Endüstri 4.0 ile imalatta daha fazla otomasyon, müşteri tercihlerine daha fazla bağlı seri üretim, iyileştirilmiş imalat kalitesi, yerelleşen imalat süreçleri, inovasyon süreçlerinin hızlanması ve daha az kaynak kullanımı hedefleniyor.
-Endüstri 4.0 tüm üretim süreçlerine daha fazla esneklik ve özgürlük getirebilecek sistem ve uygulamalardan oluşuyor.
-Bu uygulamalar sayesinde müşterilere yönelik tamamen kişiselleştirilmiş ürünler üretmenin marjinal maliyeti oldukça düşüyor.
-Veri iletimindeki hızın artması ve 3 boyutlu yazıcıların yaygınlaşması sayesinde ürünlerin müşteriye daha yakın merkezlerde üretiminin sağlanması mümkün kılınıyor.
-Endüstri 4.0 kavramının önemli parçalarından biri başta enerji olmak üzere kaynakların verimli kullanılması. Bu çerçevede ana hedef, imalat süreçlerinin bütünsel olarak, yani üretkenlik, verimlilik ve kaynak kullanımı boyutlarında optimizasyonunu sağlayabilme

CDO (Chief Digital Officer);DİJİTAL DÖNÜŞÜM DİREKTÖRÜ

Şirketlerin Dijital Stratejileri CDO tarafından destekleniyor. Şirket tomografisi çekilerek uygun dijital stratejiler geliştiriliyor. Dijital dönüşüm yaşayan şirketlerde CDO iş tanımları yapılarak, pozisyonun öneminin farkındalığı oluşturuluyor.

ÇALIŞAN BİYOLOJİSİ VE ZİHİN SİSTEMİ

21.Yüzyılda şirketler ‘’Karmaşık Yönetim’’ ile sorunlarını çözmeye çalışıyorlar.
Dünyada gittikçe artan ‘’Gelecek Belirsizliği’’ yüzünden şirketler , krizlerle baş edebilmek için bu yönteme merak sarıyor.
‘’Yapay Zeka, BSG –Business Systems, BI-Business Intelligence’’ işletme sorunlarını belli bir noktaya kadar çözebiliyor, ya sonra…?
“İşin Biyolojisini” yöneten “Çalışan Biyolojisi” devreye giriyor.
21.Yüzyıl şirketleri ayakta kalabilmek, rekabet gücünü ve karlılığı arttırabilmek adına şirketin patron veya CEO’su doğal olarak performans baskısını devamlı sürdürüyor.
Bu baskı kısa vadede işletmenin cirosunu, kârını pekâlâ arttırabilir.
Ancak uzun vadede baskıdan bunalan çalışan ‘’Mesleki Etik’ten’’ ödün vermek zorunda kalarak, gittikçe artan bir risk yüklenmeye başlar.
Zamanla riski yönetemez hale gelir.
Sonuçta biyolojisi tehdit altında kalan çalışanlar topluluğunun “Kurumsal Performans”a etkisi negatif yönde hızla artar.
Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan mahrum olma misali.
Şirketlerde ki ”Negatif Performans”ı çok iyi sorgulamak gerekir;
Çalışanlar ‘’Teknoloji ve Performans Tekniklerini’’en uygun tarzda kullanırken, şirkette aşırı risk iştahı neden arttı?
Patron veya CEO’nun AÇGÖZLÜ oluşu bu gidişe neden olabilir mi?
2001 yılında ABD’nin Dünya devi şirketi Enron sizce neden battı?
Şirketi ’un yaptığı ölümcül hatalarından biri de Enron’u yöneten CEO’nun açgözlülüğü idi.
Şirketlerin karlılığı için işin biyolojisi önemli ama 21.Yüzyıl İş dünyasında “Çalışan Biyolojisi” çok daha önemli. İnsan biyolojisinin kaynağı, bedene kumanda eden Zihin Sistemi, aşırı baskıda karmaşık hale gelir, beslenemez, zayıflar ve asli hedefini kaybeder.

Karmaşık zihinlerle şirket karlılığını sürdürülebilir kılmak mümkün değildir.
Oysa ki zihin sistemini ”Değerlerle Beslemek” , şirketlerde “Mesleki Etik Değerlere” sahip çıkmak, sürdürülebilir karlılığın en önemli yapıtaşlarından biridir. (Zihin Mühendisliği)

Older posts Newer posts

© 2024 Perihan USTA

Theme by Anders NorenUp ↑